Şiirlerim

Güncemden Demler / yazı ve şiirler...vahide uğur


 
vahide uğur biyografi 
23 Ocak 1975’te Gaziantep’te doğdu.İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1994-1998 yıllarında Malatya İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatını bitirdi.1998-2008 yıllarında Malatya’da edebiyat öğretmenliği yaptı.Şiir kitapları yayımlandı.Ülkemizdeki dergilerin yanı sıra Azerbaycan’daki edebi dergilerde de şiir ve denemeleri yayımlandı.M.Eğitim Müdürlüğü yayınlarında ve özel bazı dergilerde şiir editörlüğü yaptı.2006-2008 Avrupa Birliği Sosyal Sorumluluk Projesi SOÇAS görevini yürüttü.2012-2018’de  Eskişehir Anadolu Üniversitesi FOTOĞRAFÇILIK-SİNEMA TARİHİ bölümlerinin yanı sıra A.Üniversitesi MEDYA ve İLETİŞİM bölümünden de mezun oldu.T.H.Foundation Arapça-Osmanlıca Gramatikal Analiz eğitimini bitirdi.Şemseddin Sami’nin KAMÛSU’L-A’LÂM adlı eserinin 2.cildini tez olarak tamamladı.Ebru sanatı,kaligrafi ve grafikerlik eğitimi aldı ve “Ebru Su Sanatı”adıyla yayımlanan manzum şiirinde bu sanatın tarihçesini ve inceliklerini anlattı.Kamu-Sen’in 2015’te ülke genelinde düzenlediği 100 YILLIK DESTAN ÇANAKKALE adlı şiir yarışmasında”Çanakkale Saadetimin Bekçisi, Analar Öğüt Etti, Bıçak Boğaza Dayandı”başlıklı şiirleri  kitaplaştırıldı.”Anadolu Kadınları” adlı projesiyle Venedik’ten(Venice)sonra INTERNATIONAL SUCCESS STORIES PHOTOS uluslararası fotoğraf galerilerinde çalışmaları sergilendi.MEB 2023 Vizyonu çerçevesinde Türkiye’de ilki GAÜN tarafından başlatılan GÜSEM’e bağlı TBA’da SİNEMA VE YÖNETMENLİK eğitimini tamamladı.2009’dan bu yana Gaziantep’te bir Anadolu lisesinde edebiyat öğretmenliği  yapmakta ve ressamlık eğitimi almaktadır.Evli ve üç çocuk annesidir.
 
 
 
 
....
 
 
 
 
 
 
Güncemden Demler / vahide uğur 
 
Annemin ailesinin çağdaş yapısına rağmen,babamın ailesinin ‘el alem ne der hapishanesinde’ geçen çocukluğum,kızların ilkokulu bitirdikten sonra evlendirilme sahnelerini görünce bitmişti...
Annemin ısrarıyla dedem,büyükbabamla konuşup
hiç olmazsa ortaokulu okumamı sağlamış;okuduğum okul binasının üst katları liseye dönüşünce kaydım otomatik olarak bina içinde yenilenmiş
(19 Mayıs Ortaokulu ve Lisesi olarak)ben de baba tarafımdan uzak bir semtte oturmanın (Kolejtepe) sağladığı ortamda
liseyi okumaya başlamıştım. Babam,sabah akşam mutfakta
şevkle yeni şeyler öğrenip,dantel işleyen,en büyük zevki de radyo dinleyip roman okumak,
günlük tutmak olan büyük kızının ders notlarının çok kötü olmasına bakarak nasıl olsa liseden sonra
devam edemeyeceğimi düşünerek beni incitmemişti.
Ama kendimize ettiklerimizin yanında toplum baskısı nedir ki?Ben ve annem arasındaki didişmeler,babam fark etmeden devam ediyordu.Sayısal bölümden sözel bölüme geçmelerim,lise birinci sınıftayken çok düşük ders notlarımdan ötürü okulu uzatmalarım,ders dışı tüm faaliyetlere (voleybol,basketbol,resim) derslerden daha çok önem vermelerim...
Konuk diye ağırladığımız kimselerin,
sadece benim geç fark ettiğim ‘hayırlı misafirler’ olduğunu anladığımdaysa lise ikinci sınıftaydım...O günlerden sonra roman,dergi,radyo hepsini bir kenara bırakıp üniversiteye yönelik ders çalışmaya başlamıştırm.
Babamın, ‘nasıl olsa kazanamaz’ dediği büyük kızının,üniversite sınavında il ve bölgede derece sayılabilecek bir puan aldığını öğrendiği günlerde çok büyük sıkıntılar yaşanmaya başlamıştı benim o ‘el alem ne der hapishanesinde’...
O sıkıntılı günlerde ben,bu aile beni uzaklarda uzun yıllar okutmaz,
diyerek Ankara’da dokuz aylık kurs sonunda polis olacağım akademiye
gizlice başvurmuştum bile...
Artık babam da anne tarafımın yoğun ikna günlerinin ardından
bir karar vermişti.Kız çocuğu olarak polis değil sadece öğretmen olmak için
okuyabileceğimi ve bunu da o dönemde
sadece Malatya İnönü Ünv.T.Ö.T.F’de başhekim olan teyzemin yanında yapabileceğimi söylemişti...
Sınav sonuçları geldiğinde çok ağlamıştım çünkü Türkiye’nin eğitim fakültelerinin çok üzerinde,
en güzel bölümlerini(hukuk,siyasal sosyal,sanatsal bölümlerini)okuyabileceğim bir puan almıştım...İstemeye istemeye tek tercih yapıp eğitim (edebiyat) fakültesi okumuş ve yine istemeye istemeye bir lisede öğretmen olmuştum...
Böylece benim,yirmi bir yaşındayken yapmaya başladığım ilk meslek öğretmenlik olmuştu ancak ben hiçbir zaman tek bir göreve bağlı kalmayıp farklı bölümler okumaya(grafik,sinema,fotoğrafçılık,tiyatro,iletişim,yayıncılık) ve farklı çalışmalar yapmaya devam etmiştim.Öğretmenlik mesleğini yaptığım yıllarda
da bilindik,klasik bir öğretmen olmamaya çalıştım...
Tanımaya,anlamaya çalıştığım o öğrencilerimden ben de çok şey öğrendim...Birlikte sosyal faaliyetlere ders kadar
önem verdim;sözgelimi çorak arazileri küçük orman yaptım,
çay ocaklarına ve köy kahvelerine kitaplıklar yaptım,onlarca okula ve
camiye kütüphane odaları oluşturdum onlarla...Hepsini,her şeyi onlarla birlikte yaptım...
Ve yarın,benim yaptığım bu ilk mesleklerden birinin yani öğretmenliğimin yirmi üçüncü yılına başlıyorum o güzel öğrencilerimle...Kim bilir neler öğreneceğim onlardan...vahide uğur 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
*****

0 Yorum


Yorum Bırak

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Lütfen zorunlu alanları doldurunuz. *

*