Şiirlerim

Zeugma’nın Gölgesinde Ölçüler ve Öyküler-2


 

Kadınlar eklenti olmaktan çıkıp  birey olmaya başladıkça, mevcut sistemi ayakta tutan yobazların kadını hizaya getirme üslubu daha sertleşmiştir.Gecenin bir vakti bir kadının yolda korkmadan,özgürce yürüdüğü günlerin yakınlığıyla bize bakan Özgecan'dan gözümüzü kaçırmayacağız…v.uğur  
(11 Şubat katledilişinin yıl dönümüydü)

 

ZEUGMA'NIN GÖLGESİNDE ÖLÇÜLER VE ÖYKÜLER

PAZARTESİ YAZILARI

2-İSTİRİDYE VAGONU 🖋  Masanın çekmecelerinden en karışık olanı açtıysam eğer, bir şeyler yazıp çizeceğim demektir. Karışık dediysem; kalemin her çeşidi, önceki günlerden kalma yazılar, çöpe atmayı unuttuğum çikolata kağıtları, anahtarlar, sprey kolonya, sakız, daksil, mentollü mendil ve daha niceleri... Odanın ve masanın her ayrıntısını düzenlesem bile; bu bölgenin dokunulmazlığını bilir, ona göre davranır ve birbiriyle ilgisi olmayan bu nesneleri ‘salı pazarı’ adını verdiğim bu çekmecede baş başa bırakırım.
Başı boş saatlerin yaman dakikaları…Masama oturdum, kağıt aldım ve hislerimden herhangi birine dokunup yazmak üzere, uygun kalemi seçmek için çekmeceyi açtım…’Gösterişli  Öngörüsüzlükler’ başlıklı bir yazı yazmıştım en son. Çekmecemi açar açmaz  ilk onlarla karşılaştım. Şu yazıları düzenleyip bilgisayara mı aktarsam, diye düşünürken; ABD’nin siyasi ve askeri kökeni olmayan ender başkanlarından Ronald Reagan’ın gösterişli bir öngörüsüzlük cümlesine bakıp acı bir iç çekişle gülümsedim:
"Çevreciler boşuna endişeleniyor. Bir nükleer enerji istasyonunun bir yıllık atığını, masanızın çekmecesinde bile saklayabilirsiniz.’’(R.Reagan / 1980)

R.Reagan’ın çekmecesi ne kadar atık alırdı bilinmez ama radyoaktif atıkların depolanması konusuna dünya, şu anda çok ciddi kafa yoruyor. Kafa yoruyor diyorum, çünkü prosedürlere göre bu atıkların artık gözlenmesi de gerekiyor. Durum, Reagan’ın bahsettiğinden daha karmaşık yani…

Yıllardır mum ışığına bayılan ve bu masaya

yitik kediler gibi gelen bir ilham tanıyorum Bedia;

sarı sıcak bir alevin huzurlu dansını izledikçe sen...

Masamda hep duran ikiz seramik mumluğu yakmak için; Reagan’ın  gösterişli yanılgısını diğer öngörüsüzlük cümlelerinin yanınına bırakıp, salı pazarı adını verdiğim çekmecemden çakmağı aldım. Hislerimden herhangi birine dokunmam yetecekti artık. Yerine koymadan önce elimdeki clipper çakmağa; mum ışığında evirip çevirerek baktım, sonra da takvime…

Ocak ayı henüz bitmemişti. Çakmağı elimde çevirirken yılın bu birinci ayında, sevdiğim edebiyatçılardan bir kaçı gelip geçti aklımdan. Gerçi serbest çağrışım desem yalan olur! Ne zaman bu clipper çakmağa odaklansam, hiç istisnasız  aklıma Anton Pavloviç Çehov’un sevgili eşi Olga Knipper ve ölmüş eşine (Çehov’a) yazdığı mektuplar gelir...

Kafamdaki mektupların zarfı, tarçın kokulu mumların yanışını izlerken köşesinden tutuşup gitti. Tolstoy’un hayran olduğu bir yazarın, Doktor A.Çehov’un doğduğu bir ayda, badem gibi bir mum ışığında, Sevgili Olga Knipper’in yeğeni Lev Knipper bestesi Polyusko  Polye dinlemeliydim. Müziği ayarlamadan önce, gösterişli öngörüsüzlükte tüm zamanların lideri olmuş R.Reagan’a,  Anton Çehov’dan ayar bir söz yazmak geldi içimden:
"Ormanlar gitgide tükeniyor, ırmaklar kuruyor, av hayvanlarının kökü kurudu, iklim bozuldu, yeryüzü günden güne yoksullaşıyor, çirkinleşiyor."

Polyusko Polye çalıyordu. Ayağa kalktım. Emekleye emekleye duygulara tutunup yükselen o müzik eşliğinde , Almanya’dan Moskova’ya kara bir tren geldi. Üzerinde ‘istiridye’  yazan vagonunda inci gibi bir yazar getirdi. Olga Knipper, trenden ağlayarak indi. Yüreğim  sıkışıyor diye bağırarak ağladı Gorki. Moskova Sanat Tiyatrosu ve dostları geldi. İnsan olanlar geldi, ağladı, alkışladı, incisini aldı, gitti... İnsan olanlar, incitmeden gitti…

İyi ki doğdun A.Pavloviç Çehov. İyi ki...vahide uğur

Zeugma'nın Gölgesinde Ölçüler ve Öyküler / vahide uğur

0 Yorum


Yorum Bırak

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Lütfen zorunlu alanları doldurunuz. *

*